Nuray Nuriye Aydın’ın kaleminden, Kadriye Aydın’ın objektifinden Şevki Kalfa  - 07.03.2012

   

         Şevki Kalfa nam-ı diğer Şevki Amca. 1926 yılında Tirebolu da doğdu. Çok küçük yaşlarda iş hayatına atıldı. İlk çalıştığı yer çay ocağıydı. Dört bardak çay parası kadardı günlük maaşı. 1952 yılında görücü usulü, Saliha Hanımla evlendi. Beş çocukları oldu; biri erkek, dördü kız. Tirebolu’da  50 yılı aşkın  süredir esnaflık yaptı.  Giresun valiliğince 40 yılı dolduran mükelleflere verilen plaket töreninde Şevki Amca’da  başarısından dolayı plaketle  ödüllendirildi. Emekli oldu, eşiyle birlikte Tirebolu’da hayatına devam ediyor…   

 

 

     Bir pazar günü ablamla ziyaretine gittik. Saliha teyze bizi şarkılarla karşıladı. Hayatım da o kadar içten bir karşılanma şansına pek az şahit oldum. Güler yüzüyle bizi evine davet etti. Ev küçüktü ama içindeki  sevginin büyüklüğü çıplak gözle görülebilecek kadar aşikardı. Salona geçtik, Şevki amca rahatsız, uzanıyordu. Bizi görünce o mavi gözlerine güneş doğdu. O an sanki Ağustos ayının sıcağını hissettik. Zaten başka türlü de bakamazdı. Sevecen, güler yüzlü, hep öyle olmuştu, o an da öyleydi. O bizim Şevki amcamızdı. Kan bağı yoktu aramız da ama ne fark eder ki, amca sıcaklığı vardı yüzünün her kıvrımın da. Uzandığı çekyattan doğruldu. Biz rahatsız olmamasına söylememize rağmen o; “ Yooo sizi şöyle iyice bir göreyim” dedi.

 

 

      Oturduk geçmişten günümüze sohbetler ettik. Geçmişe dair anılar anlatırken Plaket törenini anlatmaya başladı. Giresun Valisi Mustafa Taşkesen  40 yıl üzeri esnaflık yapan mükelleflere Plaket verildiğini; Tirebolu’dan da Foto Yaşar Kesimoğlu ve kendisinin olduğunu söyledi. Plaketi aldığı o anda Vali Mustafa Taşkesen yaşını sormuş. Şevki Amcam  seksen üç  demiş,  Vali Bey inanamamış; ”Nasıl böyle genç kalabildiniz ?”.Şevki Amcam hayat tecrübesiyle ; “Evdeki huzur”…  “Evdeki huzur  nasıl olur ? ” diye sormuş Vali Bey, Şevki Amca ; “ Hanım konuşunca sen susacaksın, sen konuşunca hanım susacak. Karşılıklı anlayış, hoşgörü,saygı ve sevgi, hepsi bu kadar ” . Vali Bey; “Tamam, anladım” demiş…  

 

                                                                                                                                                                                                                

          Saliha Teyzeye kaç yıllık evli olduklarını sordum. Atmış dedi; Evet atmış, yarım asır on yıl aynı yastığa baş koymuşlar ve halen de gözlerinden birbirlerine olan sevgileri, saygıları okunuyordu. Kıskanmak değil de ah çekmek geçti içimden. Nerede şimdi böyle uzun evlilikler! Bu kez de Saliha teyzeye; ” Uzun ve mutlu evliliğin sırrını nedir ? ” diye sorduk;” Tamahkar olmadım ,yetinmesini bildim, benim niye yok demedim bir gün, olanıyla yetindim. Saygıda kusur etmedim. Evimiz küçüktü, bizde kalabalık bir aileydik. Bunun yanında köyümüzden gelen giden misafirlerimizde çoktu. Eskiden şimdiki gibi araba yoktu ki gelip dönsünler. Ben onları elimden geldiğince ağırlardım. Şikayet  etmedim hiçbir zaman.Her zaman haline şükredeceksin, o zaman mutluluk seni bulur. Ayrıca benim eşim bir tanedir, onun gibi hiç kimse olamaz. İyi bir eş, iyi bir baba ve iyi bir dededir" dedi. Evliliğin temel taşlarını oluşturan saygı, sevgi ve hoşgörü yerli yerindeydi, daha ne olsun.

 

 

       Atmış yıllık evliliklerin de unutamadığı bir anıyı sorduk; Çok var hangisini anlatsam derken gözlerinde bir ışık belirdi. Bir an uzaklara daldı gözleri ve çocuklarının onlara yaptığı sürprizden çok etkilendiklerini, buğulu gözlerle anlatmaya başladı. Silivri’de en küçük kızları Mine’yi ziyarete gitmişlerdi. Çocukları anne babalarının evliliklerinin 60. yıl dönümü şerefine bir kutlama organize etmişler, bütün çocuklar Silivri’de toplanıp, geride bıraktıkları sevgiyle dolu 60 yılı kutlamışlar. Çok memnunum diyor çocuklarımdan. Hepsi hayırlı, vefalı çıktı. Biz onları baktık büyüttük, şimdide onlar bize bakıyor dedi.

      Öyle de olmalı; Bir tohum ekmişlerdi toprağa, sevgiyle suladılar, yürekleriyle ısıttılar, o tohum yeşerdi,  ağaç oldu şimdi bazen gölgesin de oturuyorlar, bazen de meyvelerinden yiyorlar.       

 

                              

     Şevki amca hakkın da mutlaka herkesin  kuracağı cümleleri vardır. Dile kolay  86 yıl ve bu yıllar boyunca  içtenliği, yardım severliği, saygısı,  onun da tabiriyle insan olmak lütfüne erişmiş bir çınar.  Hacıbey Özbay tarafından 03.01.2006 yılında kaleme aldığı şiirinde Onun sıcaklığını, hayata bakış açısını, insanlarla ilişkisini bakın nasıl dörtlüklerle  sığdırmış…                                                                                                                                                                                      

 

ŞEVKİ DEDE

Kimine göre dede, kimine amca.

Tam bir beyefendi  şu Şevki Kalfa,

Herkes ona hürmetli, saygı duyunca,

İmrendirir bizleri şu Şevki Kalfa.

 

Sakin bir kişilik, ağırbaşlıdır,

Hem görgülü, bilgili hem de yaşlıdır,

Pamuk gibi pamuk beyaz saçlıdır,

Kıymete değerdir şu Şevki Kalfa.

 

İnsana bakınca huzur veriyor,

Gülerse yüzüne kalpten gülüyor,

Allahın yarattığı varlıkları seviyor,

Çok konuşana kızıyor bu Şevki Kalfa.

 

Hem dünyaya hem ahrete çalışır,

Derviş ile hep bu yüzden takışır,

Bilgelik ona pekte güzel yakışır,

İyiliklerde yarışır bu Şevki Kalfa.

 

Ne çileler çekmiş, ne günler görmüş,

Kendini sevgiyle, saygıyla örmüş,

Yaş kemale ermiş nihayet gülmüş,

Mübarek topraklara da gitmiş bu Şevki Kalfa.

 

Hangi yönünden bakarsan bakın,

Örneğini görürsün güzel ahlakın,

İster gıpta edin ister kıskanın,

İşte böyle bir adamdır bu Şevki Kalfa.

 

 

         Bir devre imza atmış, Tirebolu’nun sevecen ,içten ,güler yüzlü,pamuk saçlı, mavi gözlü tonton dedesi, amcası, abisi ,babası velhasıl her şeyi  Şevki Kalfa .Ziyaretimizin son dakikaların da  bir mesaj istedik hayata dair. Yaşanmışlıklarından ders almak ve gelecek nesillilere aktarmak için. “İnsan olsunlar dedi; eğer insan olurlarsa sevgi yüklü olurlar. Eşine  dostuna zarar vermezler, ihanet bilmezler, severler ve sevilirler.”

    İnsan olmak evet kaçta kaçımız başarabiliyoruz insan olmayı? Artık ayrılma vakti gelmişti.Eee hasta ziyaretinin kısası makbuldür ne de olsa. Şevki amcanın  yüzünde bir ciddiyet; Aslında sabaha kadar tutardım sizi de dedi yutkunarak buruk bir sesle, sonu gelmedi sözlerinin. Saliha teyzede onaylarcasına; “Nasılsa üst kat boş  kalırlar ne olmuş” dedi . Gülüştük ve  Şevki Amcanın ve Saliha Teyzenin ellerinden öpüp, o küçücük, sıcacık sevgi dolu evden ayrıldık, yüreğimizde  sevgi, huzur ve mutluluk dolu…    

 

Özel haber:  Kadriye AYDIN - Bu haberin her hakkı saklıdır, izin alınmadan kullanılamaz.